Bebek Ağlaması nedeni

iStock_000010665240Smallicc

Bebek  Ağlaması:  Ağlama düzenleri, Duyguların Ayırt Edilmesi ve Gözlemcilerin Duygusal  Tepkileri

Ağlamak dinamik ve çok çeşitli bir eylemdir. Doğumdan itibaren ana iletişim yöntemidir ve bu eylem, ayırt edici sesler, yüz ifadeleri ve zaman içinde değişiklik gösterebilen kol-bacak hareketlerini de içine alır. İnsan yavrusunun giderek daha fazla ağlamaya gösterdiği eğilim, -ki bu gerekli olduğunda  ebeveynlerin yardıma çağırarak çocuğun hayatta kalmasını sağlar-uyum sağlamaya yöneliktir. (Lummaa, Vuorisalo, Bard&Lehtonen, 1998). Ağlamak, ebeveynlerin evlatlarına yeterli bakımı gösterememesi tehlikesini azaltmak için zaman içersinde evrilmiş iletişimsel bir işarettir. (Soltis, 2004) Bununla birlikte ağlamak aynı zamanda strese yol açam bir etmendir (McLaughlin, Hull, Edwards, Cramer&Dewey, 1993) ve çocuğun aşırı ağlaması ebeveynliğin en zorlayıcı yönlerinden biri olabilir.

Ağlamak, bebeğin olumsuz duygularını temel ifade etme biçimidir.  Çocuk, olası her duyguya karşılık gelecek karakteristik ifade biçimlerinden birini edinmedikçe ve duygusal durumunu tanımlayacak dil repertuvarından yoksun olduğu müddetçe ağlamak,  olumsuz duygularını dışavurmak için kullanacağı en yaygın ve genel  yöntem olacaktır. Bebekler rahatsız hissetiklerinde, kızgın, üzgün ya da korkmuş olduklarında ağlarlar. , onun bakımını üstlenenlere seslenen bir yardım çağrısı olabilir ve çoğu zaman bebeğin karşı karşıya kaldığı ve kendi başına kolayca çözemeyeceği  problemlerin sonucunda oluşur. Ağlama eylemi, farklı memelilerde ebeveyn tepkilerine neden olur ve yalnızca çocuğun sakinleşmesiyle birlikte yokolan olumsuz bir duygusal tepki  yaratır. (Barr, 2006)

Bundan onyıllar önce, ağlamaya tetikleyen duygusal durumun, yeni doğanlarda farklı ağlama şekilleri yaratabileceği öne sürülmüştü (Wolff, 1969) Acı durumunda, acının yol açtığı yüz ifadesinin  evrensel nitelikte olduğu (Prkachin, 1992) ve yetişkinlere oranla bu ifadenin bebeklerde daha tutarlı olduğu iddia edilmişti  (Craig, Prkachin, &Grunau, 2001) zira bebeğin acıyı ifade edebilme yetisi onun hayatta kalmasını sağlamak için kritik önemdedir.  (Williams, 2002) Bebekken ağlamak,  çevreyi uyarmak ve onun bakımını üstlenenlerin bebeğe fiziksel yakınlık sunması ile beslenmesini sağlaması için zaman içerisinde geliştirilmiş, uyum sağlanmasına yönelik bir davranıştır (Zeifman, 2001). Ağlama sesi aciliyet hissi ileterek ebeveyde, bebeğin sıkıntısını azaltma ve sorununa yanıt vermeye hazırlayacak pisikolojik bir uyarılma sürecini  tetikler (e.g. Del Vecchio, Walter, & O’Leary, 2009).  Böylelikle memeliler sınıfına ait   temel frekans(Protopapas& Lieberman, 1997; Soltis, 2004)ve ağlarken sesin  kısılması (Cecchini, Lai,& Langher, 2010) gibi başlıca akustik özelliklere bakarak bebek ağlamasına değişen aciliyette cevap verirler.

Ağlayan bir suratta, kaşlar düşer ve dudak kenarları yana çekilir (Messinger, 2002). Ağlayan yüz ifadelerinde yanakların yukarı çıkması ve ağzın açılması yoğun olumsuz duygularla ilişkilendirilir (Fox& Davidson, 1988). Aslında  duygular yoğunlaştıkça ifadeleri daha da abartılmış suratlar görülür (Messinger, 2002). Acı durumunda, ağlamanın akustik özellikleri acının derecesini ayırt etmek açısından faydalıdır (Bellieni, Sisto, Cordelli, & Buonocore, 2004).  Ağlamanın süresi de, tıpkı ağlamanın ritmi gibi bebeğe bakan kişiye bilgi sunarak onu sıradışı bir duruma karşı uyarır (Leeds& Thompson, 2005). Bununla birlikte, farklı duyguların neden olduğu ağlama edimleri, eğitimsiz kulaklar tarafından oldukça zor ayırt edilir (Oster, Hegley, & Nagel, 1992) Çocuğun çok farklı koşullar altında ağladığı gerçeği, bebeğin bakımından sorumlu olanların farklı tepkiler vermesini gerektirir ki, bu da bizi bir takım önemli sorulara götürür: a) ağlamaya yol açan duyguya bağlı olarak farklı ağlama şekilleri var mıdır?, b) bir kişi ağlamayı gözlemlediği takdirde bunun sebebini ayırt edebilir mi?, c) hangi duygunun ağlamaya neden olduğunun ayırt edilme derecesi dikkate alınmaksızın, farklı ağlama türleri onu gözlemleyen kişide  farklı tepkiler doğmasına yol açar mı?

Bu çalışmanın üç hedefi var. İlki, bebek ağlamasıyla en yakından ilgili üç duygusal durumun – korku, öfke, acı- yol açtığı ağlamaların arasındaki farklılıkları tanımlamak. İkincisi bebeğin ağlamasıyla ilgili duyguların tanınmasında yetişkinlerin doğruluk payının analiz edilmesi ve örneğin bebeğin içinde bulunduğu duruma dair bilgi sahibi olmak gibi olası ana değişkenlerin ağlamaya yol açan duyguları tahmin etmedeki rolü. Son olarak, üçüncü hedef ise, bebekleri ağlarken gören yetişkinlerin verdiği duygusal tepkiler ve bebeğin ağlama sebebine göre (korku, öfke ya da acı) tepkilerde herhangi bir değişiklik gözlenip gözlenmediği .

ÇALIŞMA I

Birinci çalışmanın amacı akut acı, korku ya da öfkeden kaynaklanan ağlamanın yüzsel ve sessel özelliklerini analiz etmektir. Temel hipotez, her ağlamanın belli bir sessel ve yüzsel ifadeyle tanımlandığıdır.

METOD

Katılımcılar

Örnekler, kendi doğal ortamlarında ağlarken kaydedilen  (gündüz bakım evi ve tıp merkezi) yaşları 3 ila 18 ay arasında değişen, 20 bebekten (10 kız 10 oğlan) oluşmaktadır. Grup, 8 aylıktan ufak 10 bebek ve 8 aylıktan büyük  10 bebek olmak üzere ikiye bölünmüştür. Bu grubu böylece ikiye bölmenin amacı sekizinci ayın bireylerarası iletişimde kritik bir dönem olmasıdır. 8 aylıktan sonra bebek yakın ilişkide bulunduğu kişileri net bir şekilde tanır, onlardan ayrıldığında endişe gösterir ve yabancılardan korkar (Ainsworth, Blehar, Waters, & Wall, 1978) Her bir bebek için ailenin, çalışmanın gerçekleştirildiği  gündüz  bakımevi sorumlusunun ve Çocuk Koruma Yetkililerinin onayı alınmıştır.

Araçlar

Kayıt altına alma işlemi profesyonel bir ekip tarafından gerçekleştirildi. Bebeklerin görüntüleri  Betcam dijital kalitesinde kaydedildi.  Dosyalar, tam olarak 16 bit ve 44.1 kHz  örnekleme frekansı ile,  ses kaybını engelleyen sıkıştırılmış bir format olan AIFF standardında bir mikrofon kullanılarak kaydedildi.

Yüz ifadelerinin analizi için, Yüz Hareketi Kodlama Sistemi (FACS) (Ekman, Friesen, &Hager, 2002) çocuklara uyarlandı (Fernández-Abascal, Martínez-Sánchez, & Chóliz, 2009) Bununla birlikte ağız ve göz çevresine özel dikkat gösterildi.

Prosedür

Bebeklerde bahsi geçen duyguları uyandırmak için şu yöntem izlendi: 1) bebeklerin el ya da ayakları birkaç saniye boyunca tutuldu, kızıp ağlamaya başlayıncaya dek kol ve bacaklarını hareket ettirmeleri  engellendi; 2) beklenmedik bir ses çıkartarak korkmaları sağlandı (el çırpması, çocuğun görüş alanı dışında bir eşyanın yere düşmesi, önce korku ardından ağlamaya neden oldu) 3) acı duygusu ise zorunlu aşılama sayesinde sağlandı

Emzik kullanılmadı ve çocuklar teskin edilmeden önce birkaç saniye ağladılar.

Göreceli uzun bir ağlama seansında bebeğin ağlama akustiğinde bazı özellikler değişiklik gösterdiğinden (Green, Gustafson, & McGuie, 1998)  zaman geçtikçe farklı duygular aynı anda ortaya çıkabileceğinden (örneğin acı ve korku) ve  aynı anda iki duygunun birden ortaya çıkma durumu her ağlama için belli bir şablon oluşturmasını zorlaştıran bir etmen olduğundan Zeskind, Marshall ve Goof (1996)’taki gibi, ağlamanın yalnızca ilk on saniyesi seçildi.

Bebekler ağlarken profesyonel bir ekip çocuğun yüzünü kameraya çekti ve sesini kaydetti. Analiz ağlamanın ilk on saniyesinde  gerçekleşti  ve ağlamanın gelişimini izlemek için de Yüz Hareketi Kodlama Sistemi kullanılarak yüz kasları incelendi. Daha sonra analiz için iki tür ölçüm seçildi: göz çevresindeki faaliyet ve ağlamanın şiddeti:

a)Göz çevresi:  Ağlama sırasında gözlerin kapanma yüzdesi

b) Ses: İki parametre analiz edildi: 1) uyarılmadan (iğne, ses ya da hareketsiz bırakma)kaç saniye sonra ağlamanın başladığı ve 2)ağlamanın şiddetinin (dB) nasıl seyrettiği

Gözlemciler tarafından rahatlıkla yorumlanabilecek bir ağlama analiz yöntemi tercih ettik.  Aslına bakılırsa bu bir akustik analiz değil çünkü bizler ağlamanın şiddetini (desibel olarak) ve uyarılmadan ne kadar sonra başladığını  inceledik. Bununla birlikte ortalama ağlamaya başlama süresi  bebeklerde nosiseptif  uyarıcıya tepkiyi inceleme amacıyla (Delevati & Bergamasco, 1999) daha önceden de bazı başka çalışmalarda kullanılmıştı (Cecchini, Lai, & Langher, 2007; Robb, Crowll, Dunn-Rankin, & Tinsley, 2007)

Sonuçlar

Yüz kaslarının ağlarken gerçekleştirdiği hareketler tüm ağlamalarda prototip özellikler taşır:  Alında, kaşlarda ve dudaklarda gerginlik, ağzın açılması ve yanakların yukarı doğru kalkması. Analizler iki farklı yaş grubuna dayanarak yapıldı (sekiz aydan küçük ve büyük bebekler). Konu ile ilişkin farklılıkların elde edildiği parametereler şunlar oldu: a)uyarıcı ile ağlamanın başlaması arasında geçen süre ve b) bebeklerin gözlerini kapatarak ağladıkları süre. Yaşça  ufak ve büyük olan bebekler arasında istatistiki bir fark bulunamadı. Sonuçlar Tablo I’de yer almaktadır.

Ağlamaya neden olan duygulardan acı ve korku arasında şu parametrelerde istatistiki farklılıklar elde edildi. A)uyarıcıdan sonra ağlamaya başlamak (F(1,18)= 37.4; p˂ .01) ve b)ağlarken gözlerin kapalı olması (F(1,18)= 10.7; p˂.01). Aynı parametrelerde acı ve öfke arasında da farklılık oldu: ağlamaya başlamak (F (1,19)= 20.2; ˂ .01) gözlerin kapalı olması (F(1,19)= 21.0; p˂.01). Korku ve öfke arasında farklılığa rastlanmadı. Korku, öfke ve acının maksimum şiddeti (desibel olarak) arasında farklılık bulunmadı. Şekil I bu sonuçları grafiksel açıdan gösteriyor.

 

 

Tablo I: Yaşa göre farklı ağlama parametreleri sonuçları. Ortalama ve standard sapma

Uyarıldıktan sonra ağlamaya başlama  (sn)        Ağlarken gözlerin kapalı olması (sn)

 

Duygu           bebek˂8 aylık     bebek ˂8 aylık        toplam       bebek ˂8 aylık   bebek ˂8 aylık    toplam

             
Acı 1.75 (.96) 1.13 (.35) 1.3 (.7) 9.2 (.84) 8.13 (3.23) 8.5 (2.6)
Korku 6.50 (2.12) 9.75 (4.79) 6.7 (4.2) 6.50 (2.12) 3.80 (2.59) 4.6 (2.6)
Öfke 8.20 (5.02) 9.00 (6.98) 8.6 (5.6) 4.60 (3.27) 2.57 (2.30) 3.8 (3.0)

Şekil 1: Ağlama örüntüsü

(Çizgiler sırasıyla: Korku, Öfke, Acı… Tablo:Desibel/Saniye)

Şekil 2: 8 aylıktan küçük ve 8 aylıktan büyük bebeklerde öfkenin  neden olduğu ağlama

Şekil 3: 8 aylıktan küçük ve 8 aylıktan büyük bebeklerde korkunun neden olduğu ağlama

Şekil 4: 8 aylıktan küçük ve 8 aylıktan büyük bebeklerde acının  neden olduğu ağlama

Acı, korku ya da öfkenin neden olduğu ağlamaların özellikleri aşağıda belirtilmiş ve fotoğraflarda da gösterilmiştir.

Öfke

Çoğu zaman gözler yarı kapalıdır. Bakışlar boşluğa ya da sabit ve ileri yöneltilir. Ağız açık ya da yarı-açıktır ve ağlamanın şiddeti giderek artar

Korku

Gözler neredeyse hep açıktır.  Bazen bir şeyler arar gibi bakar ve başlarını arkaya atarlar. Ağlama bir anda patlar ve gerilimi giderek artar

Acı

Gözler neredeyse her zaman kapalıdır ve açıldığı nadir anlarda da gözlerin aralanması minimum düzeyde olur ve bebek uzağa bakar. Diğer bir karakteristik özellik ise göz etrafında görülen gerilim ve kaşların çatılmasıdır. Ağlama aniden ve acının ortaya çıkmasının hemen ardından başlar ve en baştan itibaren en yüksek şiddetindedir.

Tartışma

Bu çalışmada korku, öfke ve acının neden olduğu ağlamalar farklılık göstermiştir. Bu farklılıklar ise,  ağlamanın ve ağlarken meydana gelen yüz ifadelerinin sonraki analizi sayesinde tespit edilmiştir.  Ağlama türleri arasındaki temel farklılıklar şöyledir:

Yüz ifadeleri ndeki temel farklılık göz çevresinde meydana gelir. Bebekler korku ve öfke nedeniyle ağladıklarında gözlerini açık tutarken, acı nedeniyle ağladıklarında gözleri neredeyse hep kapalı olur. Gözler sımsıkı kapanırken göz çevresindeki gerilim çok artar  ve  kaşlar farkedilir düzeyde çatılır.  Korku durumunda, onları korkutan bir uyarıcının varlığı nedeniyle bebekler gözlerini açık tutar ve etrafa bakarlar. Son olarak, kızgın olduklarında gözlerini tam açmazlar (yarı yarıya açık) ve bazen de bakışlarını ona rahatsızlık veren kişiye yöneltirler. Ağlama sebebine göre göz hareketlerinde farklılık oluşması ise şöyle açıklanabilir:  Korku ve öfke durumunda rahatsızlık yaratan tehdit dışardan gelmesine rağmen, acı durumunda içerden gelmektedir. Ayrıca acı, ebeveynlerin derhal tepki vermesini  gerektiren bir hastalığın belirtisidir.  Korku durumunda  ise, bebekler korktuklarında yardım ararlar; öfkeliyken ise kendilerini bu duruma neden olan ortamdan uzaklaştırmak isterler.  Bununla birlikte bu kesin olmayan hipotezler sonraki çalışmalarda doğrulanmalıdır.

Ağlama dinamiğinin zamanla olan ilişkisine baktığımıza, mimiklerin gözlemlenmesi ve ağlayan bebeğin sesinin dinlenmesiyle de, farklılıklar belirlenebilir. Öfke durumunda mimikler ve ağlamanın şiddeti giderek artarak yoğunlaşır çünkü muhtemelen bebeğin elini ve ayağını oynatamamaktan duyduğu rahatsızlık da giderek artmaktadır. Buna karşılık öfkeden farklı olarak, korku duygusuna verilen tepki ilk başta en yüksek yoğunluğundadır, bu da uyarıcının harekete geçirildiği anda en yüksek korku duygusunu uyandırmasıyla açıklanabilir.  Yine de, bebeği korkutan sesin duyulmasıyla bebeğin ağlamaya başlaması  arasında tansiyonun kademeli olarak yükseldiği bir dönem bulunur.  Acı ise burada da farklılık gösterir çünkü ağlama en başından beri maksimum yoğunlukla başlar ve acı hissi sürdüğü müddetçe de devam eder.

ÇALIŞMA II

İkinci çalışmanın amacı ağlamaya neden olan duyguyu analiz etmektir. İlk adım, üç tür ağlamaya neden olan duyguları teşhis etmede doğruluk olup olmadığını analiz etmektir.  İkinci adım ise bebeğin içinde bulunduğu ortama dair (onu ağlamaya neyin ittiği)  bilgiye sahip olmanın ağlamaya neden olan duyguyu doğru teşhis etmede etkisinin olup olmadığını analiz etmektir. Ana hipotez farklı ağlama örüntülerinin gözlemciler tarafından ayırt edilebileceği ve ortam bilgisinin gözlemcilerin teşhisinin doğruluk payını optimize edeceğidir.

Metod

Çalışmaya yaşları 18 ila 67 arasında değişen 306 yetişkin (219 kadın 87 erkek) katıldı. Hepsi de üç İspanyol üniversitesinden birinde (Velencia Üniversitesi, Murcia Üniversitesi, Ulusal Uzaktan Eğitim Üniversitesi) öğrenciydiler.

Katılımcılar, çalışmadan önce onlara verilen bilgiye göre iki gruba ayrıldılar. Gruplar  a)“bilgilendirilmiş” ve b) “bilgilendirilmemiş” grup olarak ayrıldı. “Bilgilendirilmiş gruba”  bebek ağlamasının düzenini anlamak için izlenen prosedür kısaca anlatıldı (Deney I Presdür Kısmı), “bilgilendirmemiş gruba” ise bu konuyla ilgili bir bilgi verilmedi.  İki grup arasındaki tek fark buydu.

Araçlar

Bu çalışmada uyarıcı olarak Deney I’e katılan 20 bebeğe ait 38 ağlama videosu izlettirildi. Ağlama videolarının dağılımı ise şöyleydi: 12 adet acı nedeniyle ağlama videosu, 9 korku ve 17 öfkenin tetiklediği ağlama videosu.

Ağlama videolarının süresi en az 10 saniyeyle en fazla 20 saniye arasında değişiyordu. Bebeğin ağlamasına neden olan uyarıcı da dahil olmak üzere, videoda yer alan profesyoneller vs. gibi bebek ağlamalarıyla ilgili ek bilgi sağlayabilecek tüm içerikler görüntülerden çıkarıldı.

 

 

 

Prosedür

Katılımcıların önünde, bebeğin ağlamasının ne den kaynaklandığını yazmaları istenen birer skor kağıdı bulunuyordu.  Katılımcılar bu kağıtlara bebeklerin ağlarken ne hissetiğini yazacaklardı: 1:acı; 2: korku; 3: üzüntü; 4: öfke ve 5: diğer (diğer yazdıkları takdirde sebebin ne olduğunu yazmaları isteniyordu)

Daha önceden “bilgilendirilen gruba” bebeklerin videoya kaydedilirken ağlaması için nasıl  bir yöntem izlendiğine yönelik veriler sağlandı. “Bilgilendirilmeyen grubun” ise bebeğin neden ağladığına dair en ufak bir bilgisi bile bulunmuyordu.

Onlara verilen komutlar şöyleydi: “Birazdan farklı bebeklerin ağladığı video görüntüleri göreceksiniz. Her birinin neden ağladığını bilmeniz isteniyor.”

–          Çünkü bebek acı hissediyor

–          Çünkü bebek korkmuş

–          Çünkü bebek üzgün

–          Çünkü bebek öfkeli

–          Herhangi başka bir sebepten (lütfen neden olduğunu belirtiniz)

“Doğru bulduğunuz seçeneği cevap kağıdınıza ancak videoyu izledikten sonra yazmanız gerekmektedir”

Ardından videolar gösterilir ve katılımcılar bebeğin ağlamasına neden olduklarını düşündükleri duyguyu cevap kağıdına yazarlar.

Sonuçlar

Tablo 2 ağlamaya neden olan duygunun (acı, korku ve öfke) tahmin edilmesindeki doğruluk oranlarının (doğruluk yüzdesi) sonuçlarını gösteriyor. Her iki katılımcı grubun da (“bilgilendirilen grup vs. bilgilendirilmeyen grup”) yaş gruplarına göre(8 aylıktan büyük ve 8 aylıktan küçük)  elde ettiği sonuçlar Tablo 2’de gösteriliyor.

Tartışma

Varılan genel yargıya göre, -özellikle de korku veya öfke durumunda-  bebeklerin ağlamasına neden olan etmeni ayırt etmek kolay değildir. Yalnızca sekiz aylıktan büyük bebeklerde acı belirgin bir şekilde daha doğru ayırt ediliyor.  Sekiz aylığın altındaki bebeklerde ise katılımcılara ancak koşullarla ilgili bilgi verildiği takdirde (aşı yapılması) ağlamaya acının neden olduğu tahmin ediliyor.

Bebeğin içinde bulunduğu koşulların, katılımcılara verilen kısa bilgilendirmenin onların tahminlerinin doğruluğuna katkısı bağlamında incelendi.  Sağlanan bilgi genel kapsamlıydı. Katılımcılar kesinlile her ağlamanın neden kaynaklandığını bilmiyorlardı.

Sağlanan bilgi özellikle sekiz aylıktan küçük çocuklarla ilgili olarak belirleyici oldu.  Bununla birlikte korku veya öfke durumunda bu bilgiler yardımcı olmadı.

 

 

Tablo 2: 8 aylıktan büyük ve küçük bebeklerin duygularını tahmin etmedeki doğruluk tablosu

Durum Ağlamaya neden olan duygu Doğru tahmin oranı (bebek ˂8 aylık) Doğru tahmin oranı ((bebek ˂8 aylık) Doğru tahmin oranı toplam
Bilgilendirilmemiş Acı .40 .53* .49
Korku .43 .36 .38
Öfke .46 .39 .43
Bilgilendirilmiş Acı .60*** .67*** .64***
Korku .47 .37 .41
Öfke .48 .46 .47

* p˂.05 ifade eder. Binomial test.

*** p˂ .001 ifade eder. Binomial test.

ÇALIŞMA 3

Üçüncü çalışmanın amacı daha önceki iki çalışmada incelenen öfke, korku ve acı kaynaklı bebek ağlamalarının gözlemcilerde neden olduğu tepkiyi analiz etmekti. Temel hipotez, farklı ağlama türlerinin gözlemcilerden farklı duygusal reaksiyonlara neden olacağı yönündeydi. Ayrıca acı kaynaklı ağlama adaptasyon ve hayatta kalma durumuyla daha alakalı olduğundan bunun gözlemcilerde en yüksek duygusal skoru oluşturacağı düşünülüyordu.

Metod

Katılımcılar

Bu deneye yaşları 19 ila 44 arasında değişen ve hepsi Valencia Üniversitesi’nde psikoloji öğrencisi olan 71 kişi (60 kadın 11 erkek) katılmıştır.

Prosedür

Katılımcılar 38 adet ağlayan bebek videosu izlediler. Her görüntüden sonra katılımcılara bunun onlarda uyandırdığı duyguları bir kağıda yazmaları istendi. Bu görüntüler 1. ve 2. çalışmada izletilenlerle aynıydı. Videoların sıralaması dengeliydi.

Araçlar

Zevk, uyarılma ve kontrol altına alma reytingleri Öz Değerlendirme Modeli (SAM) (Bradley&Lang, 1994, 2000; Lang, 1980) kullanılarak elde edildi. SAM sözel olmayan resimli değerlendirme tekniği, kişinin geniş bir uyaran yelpazesi içinde zevki, uyarılmayı ve kontrol  altına alma duygularını doğrudan ölçmeyi hedefler. Bu durumda hedef, ağlama nedeniyle oluşan duygusal durumu ölçmekti.  Araç, 1’den 9’a uzanan bir sakala içerisinde üç bipolar boyutu değerlendiriyor. (Şekil 5) SAM geniş bir uyaran yelpazesi içinde duygusal tepkileri etkili bir biçimde ölçtü (Greenwald, Cook, & Lang, 1989; Miller, Levin, Kozak, Cook, McLEan, & Lang, 1987; McNeil &Brunetti, 1992).

 

 

 

Tablo 3: Bebekleri gözlemleyenlerin SAM skorları

Duygu Ortalama SD
En yüksek değer Acı 3.06 .48
Korku 3.40 .30
Öfke 3.79 .51
Uyarılma Acı 5.61 .67
Korku 4.74 .57
Öfke 4.66 .69
Kontrol  Altına Alma Acı 4.98 .63
Korku 5.73 .54
Öfke 5.80 .53

 

Sonuçlar

Tablo 3, her ağlama türünün (acı, korku ve öfke) yarattığı duygusal boyuttan ( zevk, uyarılma ve kontrol altına alma) elde edilen skorları gösteriyor.

Şekiller, sırasıyla öfke, korku ve acının tetiklediği ağlamaların yarattığı duygusal  uyarılmayı gösteriyor.

En yüksek Değer

Üç tür ağlamanın yarattığı duygulara verilen puanlama hoşnutluktan hoşnutsuzluğa doğru  gidiyor. Acının tetiklediği ağlama gözlemcilerde en büyük hoşnutsuzluğu yaratan ağlama türü.  Ölçümlerden edinilen skorlarda da acı ve korku arasındaki bu fark açıkça görülüyor (t=3.83; p˂.01) ya da öfke (t= 10.03; p˂.01) Aynı şekilde,  korkunun tetiklediği bebek ağlaması da öfkenin neden olduğu bebek ağlamasından  daha yüksek bir hoşnutsuzluğa neden oluyor. (t=4.72; p˂.01).

Uyarılma

Bu noktada acı için 5.61 (“tedirginlik” noktasına daha yakın) ve öfke için 4.66 (ortalama bir skor) gözlemlenirken, skorların skalanın ortasında yoğunlaştığını gördük.  Acının tetiklediği bebek ağlaması en yüksek tedirginlik tepkisini yaratırken ve korkuyla (t=10.11; p˂.01) ya da öfkeyle karşılaştırıldığında(t=13.91; p˂.01) istatistiksel farklılıklara sahip olduğu gözlemlendi. Bu ölçümde korku ve öfke arasında gözle görülür bir fark ise gözlemlenmedi.

Kontrol altına alma

Yine aynı şekilde bu durumda da skorlar, acı için 4.99 (tam ortada) ve öfke için 5.80 olmak üzere (yüksek kontrole daha yakın) daha çok orta noktada toplanıyor. Acının neden olduğu bebek ağlaması ise kontrol eksikliği tepkisinin en yoğun ölçüldüğü ağlama olurken korku (t=8.11; p˂.01) ve öfke (t=8.68; p˂.01) arasında büyük bir farklılık gözlemlenmedi.

 

 

 

Tablo 4: Sekiz aylıktan büyük ve sekiz aylıktan küçük çocukları gözlemleyenlerin SAM skorları

Duygu ˂8 aylık ˃8 aylık t p
En yüksek değer Acı 3.27 2.94 3.70 .01
Korku 3.61 3.32 -4.14 .01
Öfke 3.88 3.65 4.04 .01
Uyarılma Acı 5.41 5.73 2.42 .01
Korku 4.69 4.76 -.45 ns
Öfke 4.80 4.46 -.72 ns
Kontrol altına alma Acı 5.24 4.84 3.12 .01
Korku 5.66 5.76 3.83 .01
Öfke 5.68 5.97 -3.53 .01

 

Son olarak, tıpkı Çalışma 1 ve 2’de olduğu gibi bebeklerin neden olduğu duygusal etkilerin farklı olup olmadığını ortaya çıkarmak için gruplar bebeğin yaşına göre bölündü (8 aylığın altında ve üstünde)  Sonuçlar Tablo 4’te ortaya konuldu.

Acı durumunda, SAM’in ortaya koyduğuna göre, yaşı daha büyük olan bebekler daha küçük olanlara oranla,  daha yüksek duygusal tepkiye neden oldu. Şu üç bağlamda gözle görülür farklılıklar tespit edildi: Yaşça daha büyük olan bebeklerin ağlaması gözlemcilerde, daha küçük bebeklerin ağlamasına oranla daha büyük bir hoşnutsuzluk yaratıyor (t=370; p˂.01),daha yoğun (t=2.42; p˂.01) ve daha az kontrol edilebiliyor (t=3.12; p˂.01)

Tartışma

Ağlamanın ana işlevlerinden biri, yetişkinlerden yardım istemektir. Bu davranış oldukça faydalıdır çünkü yetişkinlerde ancak bebeğin ağlamasının son bulmasıyla ortadan kalkacak oldukça yoğun ve can sıkıcı bir duygusal tepkinin oluşmasına yol açar.  Bebeğin ağlamasının nedenleri ise çok çeşitli olabilir; bununla birlikte yetişkinin ağlamaya verdiği tepkinin de buna göre değişiklik göstermesi gerekir. Bu nedenle bebeğin ağlamasının nedeni ve bu ağlamanın yetişkinlerde uyandırdığı duygusal reaksiyonun araştırılması yararlıdır. Üçüncü deneyin amacı, birinci ve ikinci deneylerde analiz edilen ve farklı nedenlerle tetiklenen (öfke, korku ya da acı) bebek ağlamasının gözlemcilerde uyandırdığı duygusal reaksiyonun analiz edilmesidir.

SAM duygusal reaksiyonların üç farklı boyutunu inceledi (hoşnut olma, uyarılma ve kontrol altına alma) Elde edilen sonuçlar yetişkinlerin bebek ağlamasına gösterdiği tepkilerin farklılık içerdiğini ortaya koyuyordu. Bunlar:

a)      Acı nedeniyle tetiklenen bebek ağlaması, en yüksek düzeyde hoşnutsuzluk, uyarılma ve kontrol eksikliği tepkisi doğuruyor. Korku ve öfke nedeniyle meydana gelen ağlamalarda ise hoşnutsuzluk tepkisi dışında bir farklılık (korku kaynaklı ağlamalara verilen tepkilerde elde edilen skorlar öfke durumundan daha yüksekti) gözlemlenmiyor.

b)      Ağlamanın neden olduğu duygusal tepkinin yoğunluğu, ihtiyacın aciliyetine göre değişiklik gösteriyor. Bebeklerdeki acı kaynaklı ağlama en büyük aciliyeti olan ve en dikkat çeken durum olduğundan en yüksek rahatsızlığı doğuruyor.  Kuşkusuz bu, uyum sağlamaya yönelik ve işlevsel bir tepki.

c)       Yaşça daha büyük olan bebekler, gözlemcilerde daha yoğun duygusal tepkiler doğmasına yol açıyorlar. Bu durum ise şöyle açıklanabilir: Yaşça daha büyük bebeklerin ağlaması daha çok somut olumsuz durumlarla ilgiliyken, yaşça daha küçük olan ya da yeni doğan bebeklerin ağlaması en küçük olumsuz ya da nötr duyguda gerçekleşebiliyor zira onlar için ağlamak henüz temel bir ifade biçimi. Bununla birlikte yaşça daha büyük olan bebeklerde ağlamak, daha açık bir biçimde yoğun ve olumsuz duygulara işaret ediyor.

 

Genel Tartışma

Ağlamak bebeklerin olumsuz duygularını temel  ifade etme biçimidir.  Bebekler, ayrım gözetmeksizin, rahatsızlık hissettiklerinde, öfkeli, üzgün ya da korkmuş olduklarında ağlarlar. Bu nedenle, değişik nedenlerle oluşan bebek ağlama örüntülerinde farklılık olup olmadığı ve bu farklılıkların yetişkinler tarafından algılanıp algılanmadığının bilinmesi çok önemlidir.

İlk olarak, yüz ifadeleri ve çıkarılan sesler analiz edilerek bebeklerdeki farklı ağlama örüntüleri nin belirlenebileceği düşünüldü. Yüz ifadeleriyle ilgili olarak, göz çevresi  araştırmacılara en fazla bilgi sunan  bölümdü.  Çünkü korku ve öfke durumunda çocuk gözlerini açık tutarken, acının neden olduğu ağlamalarda bebeğin gözleri genelde kapalı oluyor. Bebek gözlerini açtığında ise belirli bir noktaya bakmıyor. Öte yandan korku söz konusu olduğunda bebek tehlike yaratan kişi/nesneden uzak bir yere bakıyor, yardım arayışı içerisinde gözleri bir yetişkine yöneliyor.  Bu durumda surat ifadesine ağız çevresinde oluşan gerilim de ekleniyor. Öfke durumunda ise bebek, tehdit oluşturan kişiye bakıyor. Bununla birlikte son iki önermeyi doğrulayan deney çalışmalarının yapılması gerekmektedir.

Sesler de bu üç ağlama şekline göre farklılık gösteriyor. Acı durumunda, acı veren uyarıcının ortaya çıkmasıyla ağlama sesi bir anda şiddetli bir şekilde duyuluyor. Diğer araştırmalarda da belirtildiği üzere ağlamanın başlama süresi kısa oluyor (Runefors& Ambjörnsson, 2005), ağlama sesi birdenbire ve başlangıcından itibaren yoğun bir şekilde ortaya çıkıyor. Korku durumunda da ağlama bir anda başlıyor ancak önce bebeğin yüzündeki kas hareketlerindeki gerilimden, artan endişe gözlemleniyor. Son olarak ağlamanın öfke nedeniyle tetiklendiği durumlarda ağlamanın şiddeti yüzdeki kas gerilimiyle koordineli olarak, kademeli bir şekilde artıyor.

Yine de ağlama türleri arasında farklılıklar olması onların gözlemciler tarafından açıkça ayırt edilebildiği anlamına gelmiyor. Eğer bir kişi ağlamayı doğuran duyguyu bilmiyorsa, ağlamanın neden kaynaklandığını bulması oldukça güçtür. Bu sonuç da, yalnızca deneyimli kişilerin ağlama türünü ayırt edebileceğini gösteren bazı çalışmalarla (Irwin, 2003) ve birkaç aylık bir bebeğin iyi ya da huzursuz olduğunu gösterebileceğini fakat üstü daha örtülü duyguları o kadar açık belirtemeyeceğini söyleyen çalışmalarla uyumludur (Galati&Lavelli, 1997). Bu çalışmada yalnızca acı- özellikle de gözlemciler bebeğin ağlamasına neden olan prosedürü bildiklerinde- açık bir şekilde ayırt edildi.  Aslına bakılırsa, ağlamaya sebep olduğunda acı en kolay ayırt edebilen duygu oluyor. Bunun açıklaması ise acının ortama uyum sağlamaya yönelik bir yönünün olması ve acının tetiklediği ağlamanın sağlık ve hayatta kalma durumuyla ilgili açık bir tehdide işaret etmesiyle bağlantılı olabilir.

Korku ve öfkenin tetiklediği bebek ağlaması açıkça ayırt edilemese de, gözlemcilerde farklı duygusal tepkiler yarattığı görülmüştür.  Ağlamaya neden olan üç duygudan biri olan acı gözlemcilerde daha yoğun ve hoşa gitmeyen tepkiler doğururken, gözlemcilerde daha yoğun bir kontrolü kaybetme duygusunun oluşmasına neden olmuştur.  Bu sonuçlar, acı duygusunun bebeğin bakımını üstlenenler tarafından gösterilecek acil ilgiyi gerekli kıldığı gerçeğiyle de örtüşmektedir. Dahası,  korku ve öfke duygularının yarattığı hoşnutsuzluk boyutunda farklılık gözlemlense de bu farklılık uyarılma ve kontrol görülmemektedir. Daha sonra yüz ve sesle ilgili gerçekleştirilecek deneysel çalışmalar korkuyu diğer ağlama türlerinden ayırt etmeyi mümkün kılacaktır. Ayrıca akustik analizlerin yapılması da gereklidir çünkü ağlamayı duyan yetişkinin göstereceği aciliyetin büyüklüğü ya da azlığı, ağlamanın fiziksel-akustik özellikleriyle de bağlantılıdır. Cecchini, Lai ve Langhter, (2010) sesi kısılıncaya kada ağlama ve yenidoğanların öfke/sıkıntıdan ağlamasıyla pozitif koreleasyon ve sessiz nefes almayla öfke/sıkıntıdan ağlama arasında negatif bir koreleasyon olduğunu ortaya koymuştur.

Ağlamalar farklı uzunlukta olduğundan bizler yalnızca ilk 10 saniyesini aldık. Bununla birlikte ağlamanın orta ve son kısımları  (30 saniye kadar uzuyabiliyor) bebeğin ağlamasını zaman içerisinde nasıl kontrol ettiğini gösteriyor ve bu özellik de ağlama türlerinin arasındaki farklılığın analizi açısından faydalı olabilir. Aslında Goberman ve Robb (1999) tüm ağlama sürecini incelediklerinde erken doğanlar ve vaktinde doğanlar arasında farklılıklar buldular.

Yöneltilmesi gereken diğer bir soru da, bebeklerin bakımını üstlenmenin onların ağlama sebebini tahmin etmeyi kolaylaştırıp kolaylaştırmadığıdır.  Deneyimin ağlamaya dair algıyı da değiştirmesi mümkündür zira -babalar ağlamanın tamamından bilgi edinip yorumlarken -baba olmayanlar ağlamanın yalnızca belirli kesimlerinde sunulan bilgiye odaklanıyorlar (Green, Jones, & Gustafson, 1987). Son olarak büyük ilgi uyandıran diğer bir konu da,  daha ilgisiz ebeveynler ile sağlıklı çocuk büyütme alışkanlıkları bulunan ebeveynler arasında farklılık bulunup bulunmadığı ve yetişkin özelliklerinin, bebeklerdeki stres ile ilgili olup olmadığıdır. (Zeifman, 2003)

 

Bir önceki yazımız olan Bebeğin Vücut Dili başlıklı makalemizde Bebeğin Vücut Dili, bebek ve bebek hareketleri hakkında bilgiler verilmektedir.

Arananlar:bebek alamas

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir